28 Eylül 2009 Pazartesi

NE YAZIK Kİ...

Söz:Nadide Gülpınar
Beste:Nurettin Gökmen
Makam:Acemkürdi

NE YAZIK Kİ...
Ne yazık ki aşk toprağım,
Çöl olduktan sonra geldin.
O tomurcuk darma dağın,
Gül olduktan sonra geldin.

Yıllar sürdü gönül ağrım,
Sana sevgim,sana çağrım.
Şu aşkınla yanan bağrım,
Kül olduktan sonra geldin.

Kaderimde hep sen vardın
Ben üzülsem sen ağlardın
Hani dosttun,Bana yardın
El olduktan sonra geldin.

Geçen zaman az değil ki
Görsem unutmazdım belki
Bu ayrılık yirmi iki
Yıl olduktan sonra geldin.

Nadide Gülpınar / Mersin

27 Eylül 2009 Pazar

İSTEMİYORUM

İSTEMİYORUM
Güfte:Nâdide Gülpınar
Beste:Talat Er
Makam:Nihavent

Gözümden süzülen bir damla kadar
Aşkıma karşılık beklemiyorum
Güler yüz tatlı dil, inan bu kadar
Senden başka bir şey istemiyorum

Sen rüzgâr ekerken durduğun yerde
Ben güller bitirdim vurduğun yerde
Yeter ki yüz eğme gördüğün yerde
Senden başka bir şey istemiyorum

Dilerim yoluna çıkmasın keder
Tırnağın sızlasa içim cız eder
Gönlüme o güzel varlığın yeter
Senden başka bir şey istemiyorum

AKÇAY / 2000
NADİDE GÜLPINAR

17 Eylül 2009 Perşembe

NE OLUR ÇOK KALMA GİTTİĞİN YERDE



NE OLUR ÇOK KALMA GİTTİĞİN YERDE

Ne olur çok kalma gittigin yerde
Verdiğin hasreti al bir an önce
Yetecek sabır yok bende bu derde
Ne yap yap yanımda ol bir an önce


Dilersen bir deli rüzgara takıl
Yağmur ol bağrımın üstüne dökül
Ne canda can kaldı ne başta akıl
Ne yap yap yanımda ol bir an önce


Kendini bu kadar özletme bana
Bütün gün yolları gözletme bana
Ellerim dokunmak istiyor sana
Ne yap yap yanımda ol bir an önce

Güfte:Nâdide Gülpınar
Beste:Tahir Sıral

SEVGİ DEYİP GEÇMEYİN!..


NÖRONLARIN YAŞAMASI İÇİN SEVGİ, İLGİ VE ÜMİT GEREK
Nezih Hekim, yakın dostu, ünlü 1402' liklerden Prof. Dr. Üstün Korugan'la beraber programlı hücre ölümü üzerine çalışıyor.
- Nöronların ölmemesi için sadece sevgi yetmez, yanında mutlaka ilgi, ümit olacak. Ümit olmazsa hemen ölüme karar verir ve kendini ölüme terk eder. Aniden pat diye seni öldürmüyor ama, kötüye gidiyorsun. North Caroline Üniversitesi'nin son çalışması ‘‘Her gün en az 10 dakika sevdiğinizle, partnerinizle ten tene temas et, el ele, yanak yanağa olun’’ diyor. Periferik nöronlarımızın ölmemesi için sinyal almaları lazım, ten tene temas işte o sinyali sağlıyor. Eşler birbirine ‘‘Bana lazımsın, sana ihtiyacım var’’ sinyalini gönderiyor ve nöronlar da bu sayede yaşamlarına devam ediyor. İnsan ömrü 120 yıla programlı, daha da uzatılmaya çalışılıyor ama, bu sefer başka problemler ortaya çıkıyor. Mesela hiçbir stresin, virüsün, bakterinin olmadığı, steril, bütün gıdalarının kontrollü verildiği biyolojik ortamda yaşayan farelerin hepsi kanserden öldü. ınsan mutlaka ölecek; programı öyle, bunu değiştirmek mümkün değil. Vücudumuzda toplam 1 milyar gen var ama, bir hücrede bir anda çalışanların sayısı 30-40 bin arası. Her hücrede ölümü kontrol etmek için yaklaşık 2860 gen var. Hücre ölmek ister ama, yanındaki hücre ölmesin diye ona BCL 2 diye bir sinyal gönderip ‘‘Sakın ölme’’ der.

"Sebeb-i Hayatım Nadiciğim;
Yukarıdaki anlatılanlara girmiyor gibi görünse de,benim nöronlarımın en çok sana ihtiyacı var.Bana BCL2 sinyalini gönderen senin varlığın en başta.Arkasından diğer sinyaller geliyor nasıl olsa :) Biliyorsun,sen varsan her şey tamamdır benim için...
Seni Seviyorum"




 1402'likler
Vikipedi, özgür ansiklopedi
1402'likler, 12 Eylül Darbesi'nden sonra 1983 yılında, 1971 yılında çıkarılan 1402 sayılı yasanın ikinci maddesi sıkıyönetim komutanlığınca değiştirilerek, akademik personelden, devlet memuruna kadar kamuda çalışan birçok kişinin görevine son verildi.
Sıkıyönetim komutanlarının bölgelerinde genel güvenlik, asayiş veya kamu düzeni açısından çalışmaları sakıncalı görülen veya hizmetleri yararlı olmayan kamu personelinin statülerine göre atanması veya işine son verilmesi, yerel yönetimde çalışanların görevden uzaklaştırılması veya işlerine son verilmesi hakkındaki istemleri ilgili kurum ve organlarca derhal yerine getirilir.[1]
6 Kasım 1981'de çıkarılan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile YÖK kuruldu.[2] Bundan sonra 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununun 2301 ve 2766 sayılı kanunla değişik maddelerince özellikle sol görüşlü olduğu düşünülen 71 Üniversite personeli YÖK tarafından görevlerinden uzaklaştırıldı. [3] İlk uzaklaştırmalar Şubat 1983'de başladı. [4] Genelkurmayın açılamalarına göre toplam 4891 kamu personeli görevden alınmış ve 38 profesör, 25 doçent, 10 yardımcı doçent'in 1402'lik olmuştur. Ancak 1402'lik olmasını istemediğinden bizzat istifa yolunu seçenleri dahil edildiğinde 20.000' civarında olduğu öne sürülmektedir.Bazı üniversiteler personel yokluğu nedeniyle bu yasa yüzünden zor duruma düşmüşlerdir. [5]
12 Mart 1986'da ilk kez, Ankara İdare mahkemesi 1402'liklerin tüm aylık ve özlük haklarıyla göreve başlatılmaları gerektiği belirtildi ve çalışmadıkları sürelerde mahrum kaldıkları gelirlerin de tazminat olarak ödenmesi öngörüldü. [6] SHP Milletvekilleri 3 Mayıs 1990'da 1402 sayılı sıkıyönetim yasasında değişiklik için TBMM'ne teklif sundu.[7] Bundan önce, 3 Şubat 1990'da Danıştay kararınca uzaklaştırılan öğretim üyelerine dönüş için izin verildi.[8] Bu kararla ilk dönen öğretim üyesi Hüseyin Hatemi oldu. [9]
2003 yılında AKP tarafından, bu yasayla tutuklanıp tahliye olan devlet memurlarına memnu haklarının iadesi için yasa teklifi hazırlandı

16 Eylül 2009 Çarşamba

BİLİR MİSİN?




Ailecek saygıyla sevdiğimiz Sayın Hüner Coşkuner tarafindan seslendirilmis; bir Mustafa Özkent bestesi

Söz:Nadide Gülpınar
Beste:Mustafa Özkent
Makam:Uşşak

BİLİR MİSİN?
Gözlerimde duman duman
Tüttüğünü bilir misin?
Şu ömrümün sen olmadan
Bittiğini bilir misin?

Hasret indi perde perde
Nerde bulsam seni nerde?
Her gün akşam gurbet elde
Yittiğimi bilir misin?

Bak zamanın akışına
Unutma Allah aşkına
Gün güne dalıp aşkına
Battığımı bilir misin?

Hala başım o hoşlukta
Kayboldum bu sarhoşlukta
Düşe kalka bir boşlukta
Gittiğimi bilir misin?

NADİDE GÜLPINAR

İŞTE SEBEB-İ HAYATIM











NÖRONLARIN YAŞAMASI İÇİN SEVGİ, İLGİ VE ÜMİT GEREK!( Yani bana Sebeb-i Hayatım Nâdide annem gerek.)

Nezih Hekim, yakın dostu, ünlü 1402'liklerden Prof. Dr. Üstün Korugan'la beraber programlı hücre ölümü üzerine çalışıyor.- Nöronların ölmemesi için sadece sevgi yetmez, yanında mutlaka ilgi, ümit olacak. Ümit olmazsa hemen ölüme karar verir ve kendini ölüme terk eder. Aniden pat diye seni öldürmüyor ama, kötüye gidiyorsun. North Caroline Üniversitesi'nin son çalışması ‘‘Her gün en az 10 dakika sevdiğinizle, partnerinizle ten tene temas et, el ele, yanak yanağa olun’’ diyor. Periferik nöronlarımızın ölmemesi için sinyal almaları lazım, ten tene temas işte o sinyali sağlıyor. Eşler birbirine ‘‘Bana lazımsın, sana ihtiyacım var’’ sinyalini gönderiyor ve nöronlar da bu sayede yaşamlarına devam ediyor. İnsan ömrü 120 yıla programlı, daha da uzatılmaya çalışılıyor ama, bu sefer başka problemler ortaya çıkıyor. Mesela hiçbir stresin, virüsün, bakterinin olmadığı, steril, bütün gıdalarının kontrollü verildiği biyolojik ortamda yaşayan farelerin hepsi kanserden öldü. ınsan mutlaka ölecek; programı öyle, bunu değiştirmek mümkün değil. Vücudumuzda toplam 1 milyar gen var ama, bir hücrede bir anda çalışanların sayısı 30-40 bin arası. Her hücrede ölümü kontrol etmek için yaklaşık 2860 gen var. Hücre ölmek ister ama, yanındaki hücre ölmesin diye ona BCL 2 diye bir sinyal gönderip ‘‘Sakın ölme’’ der.

------------------ . ------------------

"Sebeb-i Hayatım Nadiciğim;

Yukarıdaki anlatılanlara girmiyor gibi görünse de,benim nöronlarımın en çok sana ihtiyacı var.Bana BCL2 sinyalini gönderen senin varlığın en başta.Arkasından diğer sinyaller geliyor nasıl olsa :) Biliyorsun,sen varsan her şey tamamdır benim için...

Seni Seviyorum"

(Kardeş darlinglerim,sizi ve Molly'i unuttuğumu sanmayın sakın.Siz olmadan da eksik kalırım ben.Sizi de çok seviyorum.)

OKYANUS

Nadide Gulpinar & Cemal Safi











OKYANUS

GÜFTE: Nadide Gülpınar
BESTE: Talat Er

İlkbahara bekle beni demiştin
Hiç mi orda kış baharı bulmuyor
Düşlerin mi yoksa sen mi değiştin
Ayrılıktan aşka sıra gelmiyor

Okyanus mu iki şehrin arası
Kaç saatlik yol ki şunun şurası
O verdiğin ümitlerin süresi
Her nedense bitmek nedir bilmiyor

Gün kavuştu ikindiye vakit dar
Bir öpüşten dokunuştan ne çıkar
Güzelliğin aşkım kadar aşikar
Mazeretin bu gerçeği silmiyor

Okyanus mu iki şehrin arası
Kaç saatlik yol ki şunun şurası
O verdiğin ümitlerin süresi
Her nedense bitmek nedir bilmiyor